Ölüler vardı hokkabaz... hayır! hayır! rüya değildi... ölüler vardı, etrafımı sarmışlardı ve beni kendilerinden biri sanıyorlardı.
Sen hiç yaşadığını kanıtlama gereksinimi duydun mu? Siz hiç içinizdeki cesetle yüzleştiniz mi?
öyle iki kadeh rakı biraz müzikle dinmez o serseri! İlmiği geçir ve devir tabureyi, sıyrıl acizliğinden! Sus! Sus! 7 defa 7 bin defa sus. Susmaz hokkabaz, susmuyor işte! otur! Alıştım artık! Bir şiir yazdırmazlar adama, sürekli konuşur, konuşur, ya işte öyle hokkabaz diyorum ki, yalnızlığı da özledik. hatta ölümü de!
Sahi biz hiç yaşadık mı hokkabaz? Hayır, hayır gece kulüplerinden ateşli hatunlardan değil kastım, biz hiç sevdik mi hokkabaz? hiç sevildik mi? Belki bir kuş havalanır bir rüzgar eser sonra bir fırtına çıkar. Kusura kalma hokkabaz, ben güzel biten hayaller bilmem. Söylesene hokkabaz biz nezaman öldük? hatırlıyorum, evet hatırlıyorum, bizimde güldüğümüz zamanlar, mutlu olduğumuz, kırlarda kelebek kovaladığımız günler oldu. biz nezaman öldük hokkabaz?
Siz hiç yaşadığınızı kanıtlama gereksinimi duydunuz mu? ben duydum. insanlar vardı kalabalık, kalabalık ve kalbi sönük, robotlaşmış insanlar. Siz ilmik atmayı bilirmisiniz? şehirler vardı sülü ve vahşi. Siz nasıl ölünür bilirmisiniz? ben öğrendim! önce çocuk sonra da ihtiyar en sonunda ince bir tebessümle bir ceset sallandı. ve öğrendim.
©firaz
F