Mülkünde dolaşırken sen ey Âdemoğlu,
O’nun gözü önündesin, bil, sakın ha zannetme boşluğu,
Günahı işlerken, düşün, hangi yer sana saklanır?
Mülkünde durup da, O’na isyan, hiç yakışır mı?
Rızkını ondan alırken, nasıl olur da unutursun?
O, rızkını veren, hayatı bahşeden, hatırlatırım.
Onun huzurunda yaşıyorsun, her an göz önündesin,
Öyleyse, günahı işlerken kalbin nasıl dayanır?
Azrâil geldiğinde, tevbeyi bekletmek zor mu?
Ecel kapıyı çaldığında, pişmanlık fayda verir mi?
Tevbe vaktini kollayıp, fırsatı ganimet bil,
Ölmeden önce, samîmî bir tevbe, en büyük hazinedir.
Münker Nekir gelir, suallerle sana ulaşır,
Hazırlıksız kalmak korkusu, yürekte ateş yakar,
O an cevap verebilmek için hazırlıklı ol,
Çünkü kıyamet gününde her şey sorguya açılır.
Cehennem ve cennet arasında bir ses yükselir,
Bir fırka cennette, bir fırka ise ateşe sürülür,
O an gelmeden önce, safını seç, bil ki,
Samîmî bir tevbe, seni kurtarır o günden.
Ey insan, tevbe vaktin şimdi, geciktirme,
Allah’ın rahmeti geniş, sen ona sığın,
Öyle bir tevbe et ki, nasuh olsun gönlünde,
Allâhü Teâlâ seni bağışlasın, rahmetiyle kuşatsın.
©hasanbey.
H