seninle ben aynı sofrada hiç tanımadığım insanlar hakkında konuşup
yapamayacağım kararlar verip
sana bin türlü söz verebilirim.
geceyi anlatabilirim sana,
büyük korkulu rüyalarımda kimi zaman ne de cesur olduğumu büyük bir gurur ile anlatıp
kısık sesle küçük dudakların ile bana gülmen için
saçma sapan şeyler diyebilirim.
aynı kitabı bin defa okuyup ve aynı kitabı bin defa okurken altını çizdiğim bir cümlenin bütün bir kalbimi nasıl da berbat bir duruma soktuğunu anlatırım sana.
kalbimin yorgun, yaşlı ve tükenmiş yüzünü görsen
işte öylece anlarsın
çünkü durup sadece bakmak dahi sadece görmek bir mutsuzluğu, beni mutsuz etmeye yeter
bana bir gün sakın hayallerin varken gözlerinde bakma bu kadar güzel
bir çay ısmarlarım sana önce, ama kaçak ama demli ama şekersiz bir çay
hava belki bulutlu olur, belki de üşürüz kim bilir
sayın Tanrının işine bakılırsa da çok uzun sürmez mutlu olmam seninle
seninle bilmediğim seninle tanımadığım caddelerde yürüyorken aklıma sevgisizlikten tek bir şey getirmem
ve ilk defa bir yalnızlığı hissetmeden uyandığım bir sabah olur
seni düşünürüm ve seni düşünmek büyük bir meseledir
her pazartesi içimde bir çocuk sayıklar adını
bir karanlık çöker sanki üzerime, kaldıramayacağım onca yük varken omuzlarımda sana hiç bir şey yokmuş gibi davranırım
sen üzülme, sen kırılma diye
içimdeki bütün kırıkları ellerimle toplarım
yanlış bir zaman içinde bütün sevgim sana doğru giden bir tren içinde
sevgim, ağır bir eziyet içinde acıyor
işte sana bir şeylerden bahsetmenin belki de tam sırası
büyük vedalardan, kötü sonlu onlarca kitaptan ve okuyamadığımız onca şiirden
bir şeylere geç kaldık
kabullenmenin korkunç hissi gözlerimi ağırtıyor
yine de ağlamak artık çocukken olduğu gibi kolay değil
sana bahsedeceğim onlarca şey var dinlersen belki mutlu oluruz
hem kim bilir belki bende hayatı severim
sonra yürürüz, yürürüz ve anlamsız oncalarca düş içinde yine kayboluruz
©konurx
K