Doğuşuyla kisra sütunları yıkılmış, asırlar boyunca sönmeyen tapındıkları ateşleri sönmüş; bütün karanlıkları aydınlatan nuru MUHAMMED (s.a.v) dünyanın dört bir yanını aydınlatmış, dilsiz hayvanların yüreğine aşkı MUHAMMED sirayet etmiştir. O mübarek zatın ismi semavata yükselmiş, Allah'ın ismi şerifin yanına yazılmış adem (a.s)'in işlediği zelle hatasından dolayı duyduğu pişmanlık tövbesine vesile olan ismi MUHAMMED'tir. İşte böyle bir peygamber, bir yiğit bir lider; sancağı yere düşmeyen bir komutan, putları yıkan gönülleri Allah'a bağlayan; bütün insanlığa Allah'ın adaletini sağlayan böyle bir kahraman vardı adı MUHAMMED (sallahu aleyhi ve sellem).
MUHAMMED ve ebu cahiller: Kıyamete kadar sürecek müslim ve gayri müslimlerin sürüp gidecek cıhadı kıyamete kadar. Kimisi cehennem kuyularına ebu cehil atası gibi düşüp girecektir. Cehennem narına kimisi de ebu bekiri sıddık (r.a) gibi illahi kelimetullah uğruna hz. mehdi (a.s) gelip o sancağı şerifi bütün dünyanın dört bir yanında dalgalandıracaktır. Cennet bu MUHAMMEDİLERE kucak açacak. İşte böyle bir kahraman vardı, bütün askerlerini cennetle müjdeleyen bir yigit bir kahraman bir peygamber vardı adı MUHAMMED (sallahu aleyhi ve sellem).
Sancaklar arasında bir sancak vardır ki, taşıdığı anlam ve önem ile diğer sancaklardan ayrılır. 1400 yıldır İslam'ın sembolü olan bu sancak kutlu Peygamberimiz, Hazreti Peygamber efendimiz ( aleyhi ve selatu sellem )'in Ukab isimli emaneti olan Sancak-ı Şerifi'dir. Hz. Peygamber her katıldığı savaşa Ukab ile girmiştir. Bir yiğit bir komutan bir kahraman bir peygamber vardı adı MUHAMMED (sallahu aleyhi ve sellem).
İslam öncesi, Kureyş kabilelerinde kullanılan bu sancak tüm Arapları islam alemini birleştirici bir öneme sahipti. O dönemdeki tüm kabileler de, İslamiyet'in yayılması safhasında bu sancak altında birleşiyorlardı. Birleştiren bir yiğit bir komutan bir kahraman bir peygamber vardı adı MUHAMMED (sallahu aleyhi ve sellem).
Bu komutan'ın bu sancak dışında, ordusuna ait birçok sancak daha vardı ama Baş komutanlığa özel olan sancak Ukab'tı. İslamiyet'in yayılmasından ve Hz. Peygamber vefatından sonra dört halife bu şerefli emaneti almışlardı. Daha sonra Emevi ve Abbasi halifelerine intikal eden sancak, Moğallar'ın Bağdat'ı işgal etmesiyle Abbasi Halifesi tarafından Mısır'a gitmiştir. Ukab, Yavuz Sultan Selim Han tarafından Mısır'ın alınmasıyla da Osmanlılara geçmiştir. Yavuz Sultan Selim, Mısır dönüşü sancağı İstanbul'a getirmiş ve o tarihten itibaren Peygamberimiz (S.a.v)'in emaneti olan Ukab, İstanbul'da bulunmaktadır. Manevi olarak Arşa yükselen başı ak sakalı ile Eyüp el-ensari (r.a)'ın koruması altındadır kahramanlar komutanın izini takip ederler işte böyle bir yiğit bir komutan bir kahraman bir peygamber vardı adı MUHAMMED (sallahu aleyhi ve sellem).
Yüzyıllarca, İslam ahlakının bayraktarlığını yapan Osmanlı imparatorluğu, Sancak-ı Şerif'in İstanbul'a gelmesi ile büyük bir onura erişmiştir, Ukab isimli sancak, bu özelliğinin yanı sıra çok önemli bir konunun daha alameti ve müjdecisidir. Hz. Peygamber (s.a.v) bu Sancak'ın açılacağı zamanın, Kur'an ahlakının yaşanacağı bir dönem olan ahir zamanın müjdecisi Ehl-i beytin varisi olacağını (hz) mehdi-yi bildirmiştir. Bir yiğit bir komutan bir kahraman bir peygamber vardı adı MUHAMMED (sallahu aleyhi ve selatu sellim
©hasanbey.
H