Taşıyor hasretler derya deniz sulara.
Bilinmez özlemler buyruk kendi başına
Ne var ne yoksa yüreğimin en sığ kıyısında.
Yaşıyor tek başına sessizce.
Sarılı yaralarımın bandı yoktu.
Bekledikçe ayrılık çıbanı irin topladı, Musallat geçirdiğimiz her güne.
Feryat figanla ağlıyor anılarım göz
bebeklerim de çukur açmıştı.
Çöreklenmiş vakitsiz yalanlara.
Içimdeki furyalar yakalanmış vebaya! Seviyorum diyemeden yazılmış.
Bir ölünün günlüğü musalla taşına Sağ çıkamadı ukte kalanlarla...
Kuruyan güller asılı dar ağacında. Açılmadan döküldü sırları,
Mektuplara yumak yumak birikti.
Büyütemediğim sevdalar çarpıyor
duvara sırtı dönük itiraza
Eskidi terennüm hayaller,
Ayrılığa mahkûmdur tereddütler
sunar
Kalbimin kilidini kaldırdım
son buluşmada kırıldı zaten
Anıt diktim üzerinde saklı anahtarı
Sahibi gizli tabutun....
Buluşuruz belki de sarılırız yine
Eskidenlerle karşılarım seni, bir gün
Varmadan toprağa dua ile
Metanetini korudum...
Ellerimiz ayağımız tuttuğunca
Gücümüz takadimiz yettiğince anarım. Asırlık sarılı sandığım seninle birlikte
Hazır düğün merasimi
Mahşeri alemde davetiyemiz celili
celil buyuracak sur
üfllenecek duyulacak sela
Son defa...
©ebrulimsi_
E