Seksen ayağın doksan ikisini basıyordum dünyaya. Yaz gelince kazılan tarlalarda yaşayan solucanların ikiye bölündüğü hayatı, toprak üstünde yaşayarak geçiriyordum ben. Yağmur yağınca gökkuşağını görmek ne mümkün. Oysa ne çok merak ederdik bütün renklerin gökyüzüyle o şehvetli dansını izlemeyi. "Peki ne hissediyorsun?" diyorsun bana.
"İki bileğimi birden kesmişler, canım yanıyor ama kan akmıyor gibi. Azca insan gibi, çokça solucan gibi. Bölüne bölüne hayata tutunmayı öğrenmek gibi. Soru sorulunca aklımda tek bir cevabın dahi belirmemesi gibi. Öte yandan zibilyonca kelimeyi beynime sığdıramamak gibi. Işınlanmak gibi mesela. Elinde bir yerlere gitmeye can atan bir sürü madde var ancak istediği yere gönderemiyorsun gibi. Yetmeyen bilet paran gibi..."
....
Kanadından vazgeçen kuş var mıdır, doksan iki? Ben görmedim ki hiç intihar etmek isteyen bir kuş. Ama kuştan vazgeçen kanat çok gördüm, hayatın en alakasız zamanlarında. Bir anda hiç düşünmeden yere bırakıyorlar kendilerini. İntihar mı ediyorlar yoksa kuşu mu terk ediyorlar? Peki kanat intihar eder mi doksan iki?
(şiir değil, söz de değil düz yazı olsun istedim.🤗)
"KANADINDAN VAZGEÇEN KUŞ GÖRDÜNÜZ MÜ?😉
©dünya77
D