Yoksa...
Terkedilmiş kasabalara mı uğradı yolun?
Çatıları harap...
Viranelere...
Ölümün uğradığı saklanışların manasızlığına...
Belki de dönüşün imkansızlığına...
Sen de mi kandın söyle...
Aklın zulme uzandığı kayboluşlarda...
Titredi de zeminlerin...
Sen de mi yalpaladın öyle?
Oysa gece ayandı...
Gün gibi...
Her mananın sardığı bir elbiseydi bedenin...
Ama sıcaklara değil...
Soğuklara içkin...
Bir kudretin tecellisine aralandığıydı belki dirilişler...
İmkansızlığın nirengi noktasından...
Mahşeri uzanışlara...
Ölüm tarlalarıydı belki korktuğun...
Ve yeşeren çimleri koynunda saklardı...
Bastığın toprak...
Değil yüzyıl...
Geçse asırlar...
Bir nefes tazeliğinde işte baharlar...
Belki bir ömürdür an...
Belki de asırlara mahkum bir deveran...
Ve dirilir bir gün gelir kurumuş kemikler...
Dirilir çığlıklara mahkum sessizliklerde...
Dirilir çürümüş bedenler...
Kudretin meşherlerinde...
Dirilir tek...
Mahşeri bir iklimde...
Hiçliğe değil...
Ebediliğe...
Bakara suresi 259. ayetten esinlenerek yazılmıştır.
AYET MEALİ:
Yoksa ey insanoğlu, sen, halkının terk ettiği, çatıları yıkılıp harap olmuş (virane) bir kasabadan geçen [ve]: “Allah bütün bunları öldükten sonra nasıl diriltebilirmiş?” diyen o kişi [ile aynı fikirde] misin?
Bunun üzerine Allah, onu yüzyıl süre ile ölü bırakmış ve sonra tekrar hayata döndürerek sormuştu:
“Bu halde ne kadar kaldın?”
O da: “Bu halde bir gün veya bir günden biraz daha az bir süre kaldım” diye cevap vermişti.
[Allah]: “Hayır” dedi, “bu halde bir yüzyıl kaldın!
Yiyeceğine ve içeceğine bak -geçen yıllar onları bozmamış- ve eşeğine bak!
[Biz bütün bunları] insanlara bir ibret olman için [yaptık].
Birde şu [insanların ve hayvanların] kemiklerine bak -onları nasıl birleştirip et ile örttüğümüzü düşün!”
[Bütün bunlar] ona açıklanınca, “[Şimdi] öğrendim ki” dedi, “Allah her şeye kâdirdir!”
©kfaik
K