Sen sıkça ağlamayı sevmezdin.
Gözyaşlarını biriktirip çekilirdin mümtaz karanlığa. Sükûnetin en mecruh dalına tutunurdun,
sonra düşerdin yine boşluğa...
Orada birkaç damla gözyaşı dökerdin
çok sürmezdi o boşluktaki matem havası.
Ve çılgınca kahkaha atardın
çok sürmezdi neşeli hallerin,
efsunlu gülüşlerin yüzündeki buruklukla buluşurdu.
Esasen gülmeyi bilmezdin.
Yüzündeki sahtekar gülüşle koşuştururdun zihnimde. Dudaklarını bilmezdim
fakat buna rağmen gitmeni istemezdim.
Gitmezdin zaten kalırdın.
Lakin uzakta beklerdin
her an gözlerimden kaçacak gibiydin.
Ellerimi uzatırdım tutman için
ama sen aniden koşarak uzaklaşırdın.
Zihnimin en derinine gizlenip
birkaç damla gözyaşı dökerdin
ve tekrar o efsunlu gülüşlerle karşılardın beni.
Sen çoğu zaman gizlendiğini zannederdin
ama bilmezdin en derine işlediğini.
Bilmeden gönlümde ağlardın.
Aslında sen kötü biri değildin,
sadece beni gülüşlerinle lal eden bir sahtekardın...
D