E

Sen Varsın

Sema ile yerin arasında bir yerlerde...
Bir dağın tepesinde ya da bir kuyunun dipsizliğinde...
Belki bir düşün içinde, belki’de düşlerin en gerçek yerinde...
Bir bağı bozumu ya da gül vurgunu mevsimlerin titreyen nefesinde...
Belki bahara gülümseyen çiçeklerin göbeğinde, belki toprağı çatlatan tohumların hevesler nöbetinde...
Bir ağacın dibinde, belki toprağın beden çürüten çukurluk gölgesinde...
......Ama hep hüznünde hep sevincimde, yalnızlık bazen, kimileyin tamda kalabalığın içinde bağdaç haliyle...
Meyvelerin kabuğu haliyle, bazen bir yaranın kanamakta olan betimsiz rengiyle...
......Ama çokça göklerin tevessül edişindeki görkemde, çokça bulutların beyaza boyanan hüzzamlarının ağır aksak ilerleyen ritminde...
Zaman zaman dizlerime inen ağrıda, bir zaman ellerinde kanayan nasırda, başka zaman gözlerimden boşalan yaşlarda...
...... Ama hep sinemde kaburgamın boşluk yerinde,en korunaklı yerde...
Bazen secde yerinde duaların dilinde, bazen mushafın girişindeki besmele-i isimle,ve dahi hatimisindeki İstemi’ muhabbette...
...... Ama başlangıçtaki ilk cümlenin ardında düğme düğme ilikleyen duaların şavkında...
Çok zaman sessizlikte olmadığın yerde, olmanın lütuf olduğu muhtemel bir şehirde, yani cenneti’alada...
Belki bir damla yaşın şüzülüşünde, belki bir yolun hiç bitmeyen düz çizgilerinde, belki börtü böcekte, belki varlığın ziynetinde..
Dilimde zihnimde kalemimde, en çokta gönlümde hep olduğun yerde, hep olman gereken yerde kalbim’de...
Yaratılmış olan herşeyde, yaratılan her yerde, benim olduğum her yerde, aldığım her nefeste...
Sen varsın...
Sen v(y)arsın...