Donakalmıştı kahinler önünde.
Katlanmak zorundalardı,
Gözlerinin azametine.
Yeni açmış bir bahar çiçeğini,
Okşar gibiydi, gözleri ve kalbi.
Saray bahçelerinden gelenler,
Karşı koyamadı cüretkar davetine.
İhtirasları kaynadı Melikelerin,
Dudak büken kıskanç bakışlarını,
Gezdirirlerken üzerinde.
İhtiraslar odasına hapsedip kendilerini,
Heyecan ışıldar gözlerinde,
Sana muhtaç gibiler, yeraltı hükümdarları.
Gazaplandı Ay, şafak sökene kadar.
Ölümün baltasını indirdi aşkın boynuna,
Görünce gerdanında, arzulara hükmeden hünerleri.
Sökünce Güneş, döküldü Ay,
Çehrenden çekilirken yaşadı matemi.
Kifayetsizce can çekişir, gözlerinde ölüm.
Örtüldü baygın gölgelerle yeryüzü,
Tutuştu meşaleler, tüttü buhurdanlarıyla gökyüzü.
Sessiz ve ihtişamlı karanlıkların arasında,
İndi erguvani perdelerin,
Ve bir mucizenin karşısında,
Coşkuyla karşıladı düşler, bu dönüşü.
©hiçlikte
H