Seni seviyorum.
Ama bu söz birini etkilenmek için söylenmiş sıradan sevgi sözcükleri gibi değil.
Hani o an insanın içinde bir titreme olur ya... O an ağzından istemsizce dökülür ya bu iki kelime…
Öyle değil…
Sanki sabah güneş henüz kendisini gösterir ya ilk ışıklarıyla denizin en uzak köşesinden… Yavaş yavaş doğar ya tüm güzelliğiyle ortaya çıkıp… O an insanın içini bir huzur kaplar ya…
Öyle de değil…
Gökkuşağının en güzel renkleri kendilerini beğendirme yarışına girmek için bir araya gelmeleri gibi de değil…
Baharın çiçeklerini gelinlik kız gibi saçlarına takıp dolaşması, sonbaharın sararan yapraklarıyla hüznü yaşatması gibi de değil…
Yazın nefes kadar sıcak, kışın el değmemiş beyazı gibi hiç değil…
Hele de kahramanca bir duyguyla dağları delip, çölleri aşmak gibi de değil.
Hani bir cümleyi çok fazla söylediğinde değersizleşir ya… Ya da nadiren söylediğinde kıymetlenir. Böyle de değil…
Seni Seviyorum.
Bu cümle öyle sıradan bir cümle değil. Sorumluluk da ister.
Bu yürekte sadece senin sevgin yaşayacak, der.
İnan bana, böyle bile değil.
Duygular en etkileyici kelimelerle süslenip, şiir tadında servis edilir ya, sevgilinin gözlerine bakıp… O an sevginin varlığını daha da net bir şekilde itiraf edildiğine inanılır ya…
Böyle de değil.
Sadece seni seviyorum.
O kadar…
Hesapsızca…
En doğal halimle…
Yürekten…
©eminbarut
E