Sağanağına yakalandım bu dem. Sensiz bu yürek sancıda...
Zamansız kalıyorum, gidişinin ardından...
Gözlerim kilitlenmiş ufkuna... Sessizce bekliyorum, her an dönecekmişsin gibi...
Böyle apansız mı bırakacaktın beni?
Böyle apansız, ıssız mı kalacaktı bahçelerim?
Ne de çabuk alışmıştım bana yakın olmana, Oysa şimdi bir o kadar zor geliyor alışmak yokluğuna...
Ne kadar göremesem de seni yakınlarım da olduğunu bilmek huzur veriyordu. Oysa şimdi, kilitlendim kaldım öylece... Hasretini öyle yoğun yaşıyorum ki, yalnızca seni duyuyor, seni hissediyor, seni dinliyorum...
Varlığıyla var olduğum, yokluğunda yok olduğum!
Beraberinde neler alıp gittin, biliyor musun? Sen yokken hep bir yanım eksik kalıyor. İçimde hasret ateşlerini söndürmek için varlığındaki nurları yağdırıyorum varlığıma... Islanıyorum işte hasret sağanağın da...
İçimdeki baharlar seni arıyor, kuşlar sen arıyor... Hüzün yağdı bahçelerime... Gönlüm kırık,
Umutlarım yitik gidişinin ardından... Üşüyor ömrüm, üşüyor kalbim. Sen’den başka hiç kimse yokmuş gibi dünyada. Öyle yalnızım ki artık, ben buralarda... Sensiz bu yürek sancıda...
Zaman zaman bir rüzgârın sesinde, zaman zaman bir denizin dalgasında bulurum seni.
Uzaktan duyduğum bütün sesler seni hatırlatır, seni anlatır. Sevdamı anlatmakta eksik kalıyor kelimelerim, kifayetsiz kalıyor dilim... İlmek ilmek dokuyorum hasretini... Kalbimden hissediyorum seni...
Biliyor musun? Gözlerim değil, yüreğimdi Seni gören... Kendime bile dar gelirken yüreğim Sen'inle genişledi, Sen'inle hayat buldu. Gün seninle başlar seninle biter, nereye dönersem döneyim, nereye bakarsam bakayım benim için her şey Seninle başlar, seninle biter...
H