H

Şeref ile Yolculuk

Zaman, bizden bağımsız, akar gider sessizce,
Hayatın ince teli, titrer varoluşumuzda.
Ne zaman son nefesi vereceğiz bilinmez,
Ama kalpte yankılanan bir soru vardır:
Nasıl öleceğiz, hangi iz bırakacağız ardımızda?
Her gün bir sınavdır, vicdan terazisinde,
Doğruyu yanlıştan ayıran ince bir çizgide.
Şeref, onurdur bizi biz yapan,
Karanlıkta parlayan bir ışık misali,
Kendi içimize tuttuğumuz bir aynadır.
Bir ömür geçerken sessiz adımlarla,
Geriye dönüp bakmak gerekir bazen.
Ne yaptık, nasıl yaşadık, ne uğruna savaştık?
Şamil'in dediği gibi, yürekten sorarız:
Şerefimizle mi düştük, yoksa göklere mi yükseldik?
Gözleri karanlıkta parlayan birer yıldız gibi,
Kahramanlar bilir ki, asıl savaş içimizde.
Bu dünyadan göçerken, ardımızda kalan iz,
Ne bir taht, ne de taç, yalnızca şeref ve onurdur,
Geride kalan tek gerçek, anlatılan bir hikaye.
Ölüm, nihayet bir kapı aralayacak bizlere,
O kapının ardında, başka bir yaşam saklı.
Ama bu dünyada, adımlarımız yankılandıkça,
Bir tek şey var önem taşıyan,
Onurlu bir duruş ve şerefli bir veda.
©hasanbey.