Bütün gece su sesini dinliyorum.
Bütün gece bir helezonun içinden geçiyorum.
Başladığım günün hesabını yapıyorum.
Çünkü günahlar gece boyunca suya düşer.
Bütün gece beni arayan birinin sesini duyuyorum...
Bütün gece damla damla düşen su gibi, beni yavaş yavaş terk ediyorsun.
Bütün gece yağmurla birlikte yıldızlı mesajlar yazıyorum.
Bütün gece bir ihtimali kontrol ediyorum.
Umutsuzluğumdan doğan bir ışığı.
Çemberimdeki basamakların gürültüsünü.
Artık savaşmayan, artık yazamayan birinin adımlarını.
Bütün gece biri geri döner, sonra acı ışığın çemberinden geçer diye bekliyorum...
Bütün gece gözlerimde boğuluyorum.
Bütün gece, sessizliğimin çemberindeki o gecekonduya doğru ilerliyorum.
Bütün gece neye benzediğimi bilmiyorum...
Nemli, nezaketsiz bir adamın sesiyle,
Yokluğun griyi darbeler ve yoğunlaşır geceye...
Gece, ölülerin gözlerinin gölgesi gibi peşimde.
Gece, bir yapışkan gibi yakamda duruyor.
Beni biraz ileriye doğru üfleyen bir miktar siyah gibi.
Soğuk soğuk yüz ekşiterek, sıcaklığı boş bir alanda aramamı istiyor.
Bir kovalamaca ki,
Bütün gece kendimden kaçıyorum...
Bir yas şarkısı söylüyorum.
Beyaz kefenler üzerinde siyah kuşlar.
Beynim ağlıyor.
Demlenmiş rüzgar.
Ben gergin.
Ve yavaş yavaş elini bırakıyorum.
Hiçbir şey bilmek istemiyorum
bu ağlama dışında.
Bu kayıp, bu gecikme, bu rezalet, bu arayış, bu olmayışlık.
Bütün gece görüyorum ki bu terk etme benimdir.
Bu tek hüzünlü ses benim.
Seni aradığım ışıklar, gölgelerin yalanına suskun.
Kalbimin derinliğinde toplanan acı su birikintisi ile,
Bütün gece sana susuyorum....
©mustafaks
M