H

Sessiz Çığlık: Gazze

Gazze… Acının, direnişin, umutla hüznün iç içe geçtiği bir şehir. Her sabah güneşin doğarken aydınlatmaya çekindiği, gece yıldızların dahi gözyaşı döktüğü bir yer. Bombaların altında çocuk seslerinin yankılandığı, annelerin dualarının göğe yükseldiği bir diyar. Umut, her yıkıntının altından çıkarcasına inatla sürüyor burada; ama acı, bir an bile eksik olmuyor.
Gazze’nin sokaklarında yürüyen her insanın kalbinde tarifsiz bir keder saklı. Bir çocuğun ellerinde oyuncak yerine taşlar var, gözlerinde ise geleceksizliğin derin izleri. Babalar her gün evlerine dönerken, akşamlarını görebileceklerine dair bir garantileri yok. Bir annenin elleri titrerken, gözleri ufka dalmış; evlatlarının üzerine düşecek gölgeleri bekliyor. Ve her gün ölümün soğuk nefesi Gazze’nin insanlarını yokluyor. Birbirine sarılan aileler, belki de son kez vedalaşıyorlar.
Bu topraklarda barış bir hayalden öteye geçemiyor. Her bir köşe başında dökülen gözyaşı, toprağa karışan kanla birleşiyor. Fakat Gazze’de asıl dram, sadece bombaların sesi değil. Dram, dünya bu yıkımı izlerken sessiz kalmakta. Bir millet, tüm dünyanın gözü önünde yavaş yavaş erirken, vicdanlar dilsiz.
Ama Gazze’nin insanları her şeye rağmen ayakta. Onların gözlerinde direnişin, özgürlüğün, umudun ışığı sönmüyor. Her bomba bir duvarı yıksa da, her anne bir evladını kaybetse de, bu topraklar boyun eğmiyor. Gazze’nin kalbi, tüm acılara inat, her gün yeniden atıyor.
©hasanbey.