T

Sessizce Yanmak

Eski şiirlerim geliyor aklıma
Hani nerede o tozlu yüreğimin rafları?
sakince açıp okumak istiyorum seni
Bir kahve eşliğinde ağlamak
Üzerine kapanmak geliyor içimden
Güneşe gölge düşürmekten korkuyorum...
Bir yağmur olup yağmak istiyorum üzerine
Islanırken sırılsıklam geçip gitmek
Arkamdan beni izlemeni istiyorum
Arkamdan izlenilmeyi bilmiyorum...
Geçip gidiyorum zamanı
Zamanın katili oluyorum...
Parmaklarım uyuyor gözlerinde
Kapatamıyorum gözlerini
Yıldızları söndürüyor bir sabah ezanı
Güneşi doğuran iki dağın yamacı
Issız bir çayırda yazılıyor hikayeler
Yeşile boyanmış yapraklar mutlu mu acaba?
Neden renk değiştirirler yere düşerken ?
Sarı bir ihanet tablosuna boyanıyor toprak
Nereye koştuğunu bilmeyen bir atlıkarınca
Savruluyor rüzgarın gücüne kapılıp
Sürüklenirken kaybediyor düşlerini
Çantam ağır geliyor omuzlarıma
Geçmiyorum bu çorak dağları
Şimdi bir şehirde olmak isterdim
Saate aldırmaksızı yürümek
Kaldırım taşlarını saymak isterdim
Her seferinde unutup baştan başlamak
Şu sıralar bol bol konuşuyorum herkesle
Herkese selam verip şakalar yapıyorum
İçimden konuşmak ne güzel...
Onlar hiçbir zaman bilmeyecek anlattıklarımı
Ve bilmeyecekler şiirlerimin kavgalarını
Sokaklar derinleşiyor yüreğimde
Yollarımı daraltıyor düşüncelerim
Kar yağsın isterdim bir sonbahar akşamı
Yürürken bir ezgi tuttursun adımlarım...
Sokak lambalarının yönettiği şarkılarda
Yürürken ne çok anlattım seni onlara
Yanıp döndüler her defasında
Onlar da bahsetti bi seylerden, dinledim.
Yolda yirümeyi bilmiyormuş insanlar
Üstelik bazıları yalan bile söylüyormuş
Bu insanlarla yaşamak ne zor dedim
Çaresizce öne eğildi başları
Bir daha konuşmamak üzere yandılar usulca...
©tolgabelli