“Ve Yine Sessizim…”
(Çünkü artık bağırmak bile yoruyor insanı.)
Ve işte geldim yine o sessizliğin ortasına…
Sanki dünya susmuş,
ama içim bağırıyor.
Yine kimselere anlatamıyorum derdimi.
Yine kimseye diyemiyorum:
“Dayanamıyorum artık!”
Gülmeyi unuttum…
Öyle bir unuttum ki,
biri içten güldüğüm bir anımı sorsa,
belki de cevapsız kalırım.
Güçlü olmaktan yoruldum artık.
Omzumda taşıdığım yük değil mesele,
taşırken kimsenin bunu görmemesi…
O suskun yükün ağırlığı değil içimi ezen,
herkesin “nasılsa o kaldırır” deyip
üstüme basarak geçmesi.
Geceleri kimse bilmez.
Kimse bilmez yastığın nasıl ıslandığını,
sabah kalktığında o şişmiş gözlerle
nasıl yine “iyiyim” numarası yaptığını.
Kimse bilmez…
Çünkü kimse gerçekten bakmaz.
Bakan göz çok,
ama gören yok bu dünyada.
Sevgi dediler…
İnandım.
Sadakat dediler…
Tutundum.
“Sen farklısın” dediler…
Kendimi özel sandım.
Oysa sadece kandırıldım.
Ve şimdi…
İçimde dağlar kadar sessizlik var.
Beni susturan insanlar değil,
beni susturan “bir daha kimseye güvenemem” düşüncesi…
Bir insan ne zaman büyür biliyor musun?
Bir gün gözyaşı aktığında,
o gözyaşını kimsenin silmeyeceğini fark ettiğinde.
Ve ben…
çok büyüdüm be kardeşim…
Zamana bile sığmayacak kadar büyüdüm.
İnan artık hiçbir şeyi istemiyorum.
Ne birinin sevgisini,
ne bir özrün tesellisini…
Sadece huzur istiyorum.
Bir gece başımı yastığa koyduğumda
aklımda hesaplaşmalar olmasın istiyorum.
Yorgun düşmeyeyim istiyorum
insanların samimiyetsizliğinden.
Allah’ım…
Eğer sınavım buysa sabır ver.
Ama değilse,
ne olur al bu yükü üzerimden.
Çünkü bu yük,
bir insanın taşıyabileceği bir şey değil.
Ben bu dünyada neyi kaybettim biliyor musun?
İçimdeki çocuğu…
O saf, o temiz,
herkese umutla bakan hâlimi…
Onu öldürdüler.
Şimdi içimde sadece
küskün bir adam yaşıyor.
Bir kenarda oturmuş,
suskun…
Yorgun…
Ve sadece şunu soruyor:
“Ben de biraz mutlu olmayı hak etmiyor muydum?”
©üstadkenan
Ü