H

Sessizlik!

Sen sustun, sustu âlem,
Öyle bir sustu ki herşey...
Sabahın seherinde kuşlar,
Ağaçların dallarında ıslıkları rüzgarın,
Çayır çimende ayak sesleri,
Gök gürültüsü, peşinden gelen çağmur,
Dopdolu akan dereler,
En sessiz halini işittiğim kelebekler,
Çamura saplanan herhangi birşey...
Uğultusu sustu evrenin;
Güneşi seyreden umutların fısıltısı,
Akıp giden serüveni yeryüzünün...
Gözlerinin mahmurluğu geçmişler,
Evladına ünleyen anaların avazı,
Civarın keşmekeşliğinde koşturanlar,
Anasını arayan buzağılar,
Mart'ın haylaz kedileri bile sustu...
Eniklerin feryadını duymuyorum,
Sanki duymuyor benimle beraber anaları.
Akşama yaslanan meşakkatler,
Telâşa verilmiş işler güçler,
Damı kürüyen kürekler,
Kütüğe saplanan baltalar susmuş...
Ne çıranın sesi, ne tutuşan alevlerin öfkesi,
Korkunç bir sessizlik,
Bir beni mi çeker yerin dibine, dibine,
Bütün bir Dünya mı böyle, sessizce...
Sessizlik, hem de ne sessizlik böyle.
Geceye örtülen yorgan,
Uykusunda homurdayan,
Altını ıslatıp, sütü arzulayan,
Beşiği düzensiz yavrular sessiz.
Ninniler, türküler, ağıtlar, nağmeler,
Bestesi suskun bütün bir âlemin...
Sen yoksun diye olmalı;
Sessiz, bildiğim herşey, tanıdığım,
Konuşsun diye yalvardığım,
Bakakaldığım diller sessiz işte...
Hem de ne sessizlik böyle,
Çıldırtan bir denge değil,
Çıldırtan bir dengesizlik gönlümde.
©hasanyusuf