Penceremde isli bir gökyüzünün manzarası var.
Hayalimde berrak bir ırmak, içinde yüzen çakıl taşları var.
Özel bir tür balığın can bulduğu bu sularda,
Baharın gelişini anımsatan çiçek kokuları var.
Çimlerin halı gibi serildiği yemyeşil kırlarda,
Gökyüzünü süsleyen birbirinden güzel uçurtmalar.
Rengi ve cinsi belli olmayan kuşların uçuştuğu,
Bahardan kalma toz pembe hayallerim var.
Güneşli bu günde nihayet nefes alıyor yalnızlığım.
Hapsedilmiş bulanık efkarını dağıtıyor hırçınlığım.
Koşup oynayan bir çocuk gibi özgürüm bugün.
O bilindik karakterine yeniden kavuştu varlığım.
İplere dizilmiş umutlarım fidan gibi yeşerdi toprakta.
Bende toparlandım, büyüdüm bu bir adet yaprakta.
Sevdamın yediverenleri yetişiyor balkonumda.
O yedi taç yaprakla birlikte bende açılıyorum baharda.
Son günlerde kalıcı bir değişimin içindeyim.
Kehribar bir tesbih tanesi gibi yontuyorum düşüncelerimi.
Masmavi bir denizin bağrında kulaç atarcasına,
Kötü hislerden arındım, günah çıkarmışçasına.
İlahi kudretin bahşettiği sabır en büyük yardımcım.
Kısasa kısas değil, kötülüğe iyilik oldu hep inancım.
Mazinin tuzlu sularına bırakıyorum beni boğan hüznümü.
Beni kendime getiren güneşe dönüyorum yüzümü.
Kendimle yüzleştim bütün hesapları kapattım.
Artık yoksun, boş duvarlarla konuştuğumda anladım.
Ne kendime esriğim ne sana tutsak.
Sen içimde öldün, sevdam kaldı yarım, aksak.
Şimdi beni kucaklayan bu gökyüzüne aidim.
Bir kuş kadar hafif, hastalıktan kurtulmuş kadar iyiyim.
Ölü toprağımı gömdüm, üstünü çiçeklerle kapladım.
Artık mahkûm değilim, gelen bu baharla aklandım.
©ikrar
I