H

Sevgili Peygaberim

Ey candan yürekten sevdiğim,
Sen kalbimdeki yâr, ruhumdaki cansın,
Benim de gözümün yaşını siler misin?
Ey Resul! Ey Rahim, ve Ey Kerim.
Ey; gözlerinde cenneti saklayan,
Ayağını bastığı yerler cennet kokan nebi,
Ey; Yaradan'ın en güzel eseri,
"Sen olmasaydın, sen olmasaydın... alemleri yaratmazdım," dediği.
Var oluşunun şerefine, bütün varlığı hediye ettiği,
Ey; insanoğlunun ufku, en güzel insan,
Allah'ın sevgilisi, kainatın gözbebeği,
Ey; rahmeten li'l-alemin, şefaat dilenen biçarelerin en sefiliyim.
Ey; kupkuru çölleri cennete çeviren gül,
Ey; gönlünden gül dökülen resul,
Küçük kız çocuğunun elinden tutan,
Kuşu ölen çocuğa başsağlığı dileyen.
Gözlerinden yaş dökülen devenin gözyaşlarını silen resul,
Benim de gözümün yaşını siler misin?
Küçük kız çocuğunun tuttuğu gibi tutsam elinden,
Yüreğimden binlerce kuş uçtu, bini de öldü desem.
Bana cennet kuşlarından bir kuş bahşeder misin?
Ey; İslam'ın peygamberi,
Sevda ikliminin en güzel mevsiminin,
En güzel çiçeği, ama mahzun, ama kederli.
Daima düşüncede, daima hüzün içinde,
Ömründe, bir defa bile kahkahayla gülmemiş,
Gül yüzlü, güler yüzlü sevgili,
Gözlerimi yumsam, ve hülyana dalsam.
O gül kokulu gülüşün ile,
Benim de gözlerimin içine güler misin?
Bir kerecik olsun seni düşünerek başımı koyduğum yastığa,
Tutunduğum olmuşsa sana ve senin sevdana.
İşte onun, işte onun hatrına,
Ey; gözünü sevdiğim, özünü sevdiğim, sözünü sevdiğim,
Ey; gönlümün sultanı efendim,
Ümidim, muradım, kurtarıcım, müjdecim.
Seninle Kevser havuzunun başında buluşabilecek miyim?
Desem... bulunduğun yerden, yüreğime bir damla su serper misin?
Seni sevsem! Çok, çok sevsem! Öyle çok sevsem ki;
Sen koksa özüm, yüreğim... sen koksa nazım, edam.
Gönlüm sen dolsa, benim her şeyim sen olsan,
Ali'n, Fatıma'n gibi olsam,
Seni onlar gibi seviyor olsam,
Sen de beni, onları sevdiğin gibi sever misin?
Ey; bize bizden daha ziyade merhamet eden,
“Ümmetim, ümmetim!” diyerek, üstümüze titreyen,
Ey; en ziyade muhtacımız, en çok isteyenimiz,
Bizi Hak'tan dileyenimiz.
Sen, umanı umutsuzluğa düşürmezsin,
Sen, senden isteyeni geri çevirmezsin,
Senden, senin rahmetini dilesem,
Ey; alemlere rahmet olsun diye gönderilen, bana da rahmet eder misin?
Ey; Rahim! Ve... ey Kerim!
Asr-ı saadet'ten değilim,
Kokladığın gül, soluduğun hava,
Yediğin hurma, içtiğin süt, okşadığın kuzu.
Bindiğin deve, avuçladığın kum dahi değilim,
Bir kez olsun yüzüne yüz sürmedim,
Lakin ben, senin “Kardeşlerim!” dediğindenim,
Ve sana ve sünnetine revan olmak isteyenlerdenim.
Ve lakin daha hala sevgili Veysel Karani'nin tırnağının ucu misali bile değilim,
Desem... bana da hırkandan gönderir misin?
Doğduğun günün, gecenin hürmetine,
Bu gün ve gece yüreğime, bir nur olup düşer misin?
Sevgili Peygamberim,
Rabbim sana ve senin al ve ashabına,
Ağaçların yaprakları, denizlerin dalgaları ve yağmurların damlaları sayısınca salat,
Selam ve bereketler ihsan eylesin.
©hasanbey.