Gece hüzünlü,gece mor.
Güneşi beklerken ,ayla dertleşiyor..
Ay umut ,ay durgun.
Geceyi dinlerken bakışları bizde.
Aramızda sadece gökyüzü vardı.
Gökyüzü kirli, gökyüzü siyah.
Aydınlıikta kaybolma korkusu.
Ay umut verirken,
Umudu alan sokak lambalarydı.
Sokak lambalarının boynu bükük,sokak
lambaları mesaide.
Gece müdür onlar eleman.
Tek eleman onlar değildi.
Muavin yorgun ,muavin sessiz.
Kapattı ışıkları.
hiç konuşmazdı sokak lambalarıyla.
sadece şoförün sohbetini dinlerdi.
Şofür konuşkan, şofür iş sever.
Yerini verdi meslektaşına,
itiraz etmedi ışıkların kapanmasına.
Onun için sadece karşısı vardı.
Mecnun bile bu kadar bakmadı karşısındaki Leylaya.
Ama o meydan okuyor eski zamanin aşklarına.
Gözünü karşıdan ayırmıyor,
sigara isteyen dudakların
dinlemeden...
Sadece teypi dinlerdi.
Teyp susmaz, teyp mihriban diyordu.
Musa Eroğlunu anlatmadan şarkısı mı
sõylenilir?
Mihriban ı bitirmeden Ahmet kaya mı başlanılırdı?
"tamam" dedi yolcu.
"Sevdiğimiz şarka çalmadı ,bizde çalan
şarkıyı severiz." dedi yolcu
Yolcu üzgündü ,yolcu kırıktı.
Yârini bıraktığı için miydi üzüntüsü?
Başını yasladı arkaya doğru,
mavi tabelalara son defa bakıp kappatı gözlerini.
Uzun yolcugunu unutarak uykuya dalmaya.
Tabelalar aydınlık ,tabelalar maviydi.
Önünden ,altından , yanından.
Dört gözle izliyorlardı araçları.
onlar için zaman yoktu, zamansıslık vardı.
Zamanı anlatmayacağım, bir an durup
yüzüme bile bakmıyor.
Bu kibir niye?
Ay kadar olamaz mıydı? kalem tutan parmaklara umut dağıtamaz mıydı?
Parmaklar geceden kalma uykusuzdu, parmaklar Güneşe merhaba diyordu.
Aynı şeylere dokunmaktan sıkılmış,
Kendini birakıyor vedalaşmışçasına.
Geceye,aya,muavine,sokak lambalarına...
©brnbng21
B