Renkler vardı.
Bir sürü renk.
Bazen bazı anılarımız olurdu ki,
elleri gül renginden çalma,
saçlarımda dolaşırdı.
Kendinden zülal saçlarıma ahenk katardı elleri.
Gözlerinden yıldızlar görünürdü,
gözlerime kenetlendiği bazı bazı zamanlarda.
Saçlarının kumrallığında gezinirdi ellerim,
Küçük bir kız çocuğunun hayali kadar güzel olan pembe abajurlu ev,
onun resmen kalbiydi.
Maviydi ruhu, adeta okyanusta bir girdap.
Vurgun yemiş bir deniz kızıydım onun ruhunda.
Gelişi beyazdı,
Sevişi griler kadar masum,
Hele bir dudaklarındaki kırmızılık;
Şarabı dudaklarından içiyormuşum gibi gelirdi.
Sesi bir ilkbahar rengi,
Kuşların aralıksız cıvıldamaları gibiydi.
Şiirleri bir sonbahar rengini andırırdı bazen.
İnsanın içini titretir,
bir yandan da kalbini ısıtırdı.
Gidişi siyahtı ama,
öyle bir siyah.
Karanlıktan,karadan epeyce bir siyah.
Ölmüşsünde,kabrinde dirilmişsin.
Kabrinin siyahı gözlerinin önünde.
Renkler vardı.
Bir sürü renk.
Şimdi hiç renk yok.
©yıldızlara
Y