anne ;
dudaklarımda büyüyor yalnızlığın busesi
gözyaşlarım beslemiş onu belli yıllardan beri
yoksa çıkarmıydı çeyizim dibinde , siyah beze sarılı gözleri
anne;
eylül gibi dökülüyor saçlarıma beyazın lekesi
bense baharın yamacında dizleri kanlı
yüzü kirli
babama söyle
söyle bilsin anne
kızının kirpiklerine saçkıran vurmuş
teninde çelimsiz tohumların bedenleri uzamış
susmayan feryatlar mekan kılmış duvarların önünde
acısı boyunca
yarası taze , kabuk bağlamayacak kadar inatçı
bir yanı hep eksik kalmış de anne
bak sayfaları öksüz
satırları yetim harflerin yaşları ile ıslanmış
şiire küsecek kadar çaresiz anlayacağın
kendini kendinden elemek üzere de anne
sokaklarında ayyaşların nârâ sesleri
kulaklarında pası silinmeyen şarkılar
nakarat hep aynı
ve Baha’nın hüzün kokan yorumuyla bir kez daha yola çıkar yaşlar
ardında gök gürültüsü
derken!
üşümeye başlıyorum
annem dolanıyor dilimin kayganlığına
baban süzülüyor gözlerimin pınarlarına
en sonunda ;
bitter sevdamın hayalini de düşürüyorum elimden
her şey tuz buz
yıkamak için çıkıyorum avuçlarımdaki özlemi
su ile gitti
su gibi bitti
kandili üfler rüzgar
gece kollarım(d)a gevşer
siyah teni kaderime gölge eder.
en iyisi
boşver söyleme
duymasın babam , sende hiç birini bilme anne
senaryosu sonlandırılmış bir hayat
ve başına kadar dolmuş bir kaset
şimdi restart zamanı
©elifname
E