Gündüzleri belli etmediğin düş
sahneleri vardır
günün akışını belirleyen yorgun
gecelerinde ise dudak arasındaki
tebbusumlere işaret ederdi
izmarit yanarken bin dili vardır kalbinin
penceresini yansıtır;
iç çekişini izlersin. yorgun düşen gecenin
dayandığında yastığa başını anlarsın ki ...
Giden gitmiştir... artık sol yanın boş üzerine basıp geçmiştir ezilen düşüncelerle
yalaz topraklarda erir karlar
yağmur altında alaz arar...
Seviyorumlari savururken aynı
ağızdan hep beraber çıkan seslerin alıcısı
Ağrıların merhemi yok yaralar kanar durur...
Seni seviyorum demek uzaktır artık
kursak boşluğun da kalır; nefesinde birikir
biriktiği gibi benim de..
Sevdiğim şey ler oldu misal;
Kırmızılar dikkatimi çeker
ama siyaha aşıktım gözlerin de
parladı sanki !... açık koyu fark etmezdi
Sana bakmak olsun yeterdi ben sen den
öncesine seni seviyorum demedim bu
da itirafım olsun...
Seviyorum demekmiş siyah demekki
sonraları anladım...
Nefesini nefesime bıraktığım da içimde
inanılmaz his o gün kokunu bıraktığında
bana tecrübe edindim boyu geçen
mesafelerden atladım düştüm
uzaklara iz bulamasamda
vazgeçmedim.
Hayallerimle oturup ağladım kelimelerle
dertlestim sonsuza kadar değerlisin
Göğe bakacağım maviye dokunurken
siyahi görmek için
seviyorum hatrına senin cesaretindi
onu da mı yanlış anladım yoksa !
Hayır kulaklarım beni yanıltmaz...
Yalan diyorsan ya da unuttuysan
kırmızı ya bulanır
Aşk...
©ebrulimsi_
E