K

SİS

Sis kaplamış yüce dağları, çökmüş kara bulutlar,
Güneş battı, gene çöktü akşamlar.
Pencereden dışarı bakıyor gözleri yollarda,
Dönecek diye haykırıyordu durmadan.
Bir elinde sigarası, diğer elinde fotoğrafı,
Yıllar geçti unutmak istedi unutamadı.
Evin içinde eşyalar darmadağın,
Unutmadı yalnızlığı ve acılarını.
Mevsimler geldi geçti, saçları ağardı,
Bir sonbahar gününde yalnız kaldı.
Yürüdü yağan yağmurların altında,
Düşündü, yanıt bulamadı bu nasıl dünya.
Kahkahalar yükseliyordu dört bir yandan,
Dost olmuştu döktüğü gözyaşlarında.
Öyle derin dalmıştı ki yaşadığı anılara,
Özlemlerini gidermek için baktı fotoğraflara.
Silinmeye yüz tutmuştu soluk fotoğraflar,
Hayal kurdu pencerenin önünde sabaha kadar.
Okşamadı saçlarını, tutmadı ellerini,
Özlemlerle yaşadığı fotoğrafta ki kimdi?
Kulaktan kulağa yayıldı meçhul adamın aşkı,
Herkes bir şeyler söyledi o hiç duymadı.
Birden bire açıldı kapalı kapılar,
Gecenin sessizliğinde duyuldu haykırışlar.
Hızlı adımlarla yürüdü acılan kapıya,
İçinde umutları yandı gülerek baktı dışarıya.
Gür sesi ile bağırdı döndün mü geriye diye,
Dinsin gözyaşlarım, bitsin hasretim seninle.
Yine söndü umutları, çöktü omuzları,
Sislerin arasında kaldı yaşadıkları.
Kimse bilmedi hasret duyduğu sevgilisini,
Özlemle gözyaşı döktüğü annesi idi.
Elindeki fotoğraf kimindi hiç bilmedi,
Doğduğunda görmemişti garip annesini.
Hayaller ve umutlarla yaşadığı bir hayat,
Evlatsız ana, anasız bir evlat geride kalan.
27.09.2015 Ankara.
©kartalsabo