E

Siyah Deniz

Zihnimin derinliklerinde saklanan geçmiş.
Bir kadının rahmi gibi aralanıyor.
Ölüyü andıran bozuk terazisi bir evrenden
geçer ruhumda tren yollarını takip eder.
Ve vagonların biribiri ile yarışini kim
önce varacağı belli değil-dir varırsa
eğer gideceği yere kalbime çarpan
durakların.
Gök yüzüm den düşer ken bin bir perişan
kuşlarım bir bir dökülüyor yere ve ben
Ayın gölgesini seyrediyorum umuda vurulan
kurşun sesleri arasında
Hırçın bir adama aşık gölgeyim.
Küçük bir kız çocuğu gibi saklanır yaralarım
kalbinde ışık arar esirgemez bazen
o adam da seyreder benimle güneşin
doğuşunu mavinin gösterisini.
Zihnimde hiç dinmeyen yağmur sesi
titretir içimi su serperdi yüreğime bir nebze
kadar ateşimi söndürür...
Hiç sönmeyen bir ateş ile geldim bu dünyaya
açıldı gözüm hep açık duran
Bir mezar toprağıydim
Yüzme bilmesem de yüzüm denize karşı
bir kulaç daha attım hep boşa
çekse de küreğim balıkçı teknesinin kayığı ile
boğulmayı da göze aldım hep.
Yükselirken umutlara doğru arşa kadar yerden semaya çakıl taşlarım da sular altında
dökülür avucuma incilerin.
Tırmandı cesaretim siyah denizlerde
zifiri karanlıkta, boğulmayı göze aldım
Gecenin gölgesine tutundum.
gündüze gözlerimi aralayan seher vaktim.
Yüzdüm doruklara kadar bir balık edası ile
kadar özgürce seninle ..
©ebrulimsi_