A

Siz Hiç Ölmediniz!

Siz hiç ölmediniz...
Yerle bir dağları aradı durdu yanaşmak için
Zincirleri gerdanında asılı duran
Göğe erişen buluttan yelkenleriyle
Kaybolan motifleriyle özlem kapısını aralayan ellerin
Boşluğu boşluğunda salladığı isimleriyle
Suyun geri çağırdığı,
Yüzünün ardına düşerek uğurladığı gemileri
Siz yaktınız.
Seyrini yazdınız alnımıza nâmınızın ender dillenen harflerinden
Defterlerinizin bembeyaz sayfalarına denk düşen karaltılarımıza
Kuzey yıldızının tavanı delip geçen nazarına
Avcı pençelerinde inleyen kapkara dipsiz kuyulara
Ad verdiniz
Göğü sabitlemek adına.
Halbuki onun ışıyan ayakları başka yöne düşürüyordu.
Tutup kolundan,
Çevirip yolundan
Hayalinin kutsallığını çiğneyerek
Bayağılığı âşikar bir ömrün sonsuzluğuna
Siz!
Evet aldandınız.
Güneşi kusursuzluğa kâfi bir ad
Suyu moraran ve kurtlanan bir beden kadar soğuk,
Gecesi imrenilecek,zifirinde dahi görülecek kör karanlık
Gündüzü nur gibi aydınlık
İlk suyun canıyla kızaran meyvelerin
Ve soluk soluğa bir yaşamın tadına vardınız.
Lakin
Hiç başınız dönmedi sizin
Siz ölümü hiç tatmadınız.