Adam hüzünlüydü, belli ki kafasına koymuş yürüyecekti.
Soğuk kış sabahı zemheri ayazdı
Belkide yüreği soğumasından dı korkusu
Ama ne mümkündü, üstüne bir defa sinmişti sevda kokusu
Yollarda kayalar.. engin dağlar...
Aşmalıydı belki, umurunda değildi yorgunluk
Bu yolu aşmaya gücü yetmeyecekti belkide...
Ama yüreği ve inancı cesaret kaynağıydı
Öyle ya üşüyecek, yorulacak belki de yara alacaktı.
Olsundu, olsun herşey değerdi ona..
Köprüler kurmaktı amacı, yüzünde derin bir acı...
Kendisine de yoktu bir kazancı
Adam durmadan yürüdü... yürüdü.. yürüdü...
Ne hacet buzlu bir yolda yürüyordu
Meğerse yaptığı köprüler örümcek ağı misali ipinceydi..
O güzel bir rüyanın içindeydi oysaki
Uyanınca kâbusun farkına vardı...
Ayakları, elleri donmuş, kalbi kırılmıştı
Adam yıllar sonra gömülmeyi bekleyen bir ceset olmuştu...
Hüseyin Abir
©huseynacz
H