Bir çay faslı ile sarmıştı rayihan bedenimi artık düşünemez olmuştum hiç-bir şeyi.
Sarmıştın kalbimi ve tüm benliğimi
Gülen yüzün masum ve melül bakışların
Beni uzak diyarlara götürmüş kaybolmuştum
Uçsuz bucaksız bir denizin mavilikerinde seni aramaya çıkmış ve rotası belirsiz bir gemi gibi hangi tarafa gideceğimi kestiremiyor çünkü heryer mavi ve heryer senden hatıralar bırakır olmuştu ama sen yoktun
Zaten sen hiç-bir zaman gelmemiştin
Aramak belkide beyhudeydi fakat seni aramak benim için en güzel en umutlu şeydi
Bir avuntu bir varoluş tu çünkü; seni ararken aynı zamanda kendimi de arar olmuştum.
Öylece geçip gitti beyhude kürek sallamalar
Artık umidim kalmamıştı fakat seni aramak benim için hayat tarzı olmuş sürekli bir arayış içinde hissediyordum kendimi
Neden böyle yapıyordum bilmiyorum ama artık bu anlamsız arayışlara bir anlam yüklemenin de bir anlamı yoktu.
Çünkü sen başka deryalara yelken açmış gidiyor bense seni biraktiğim maviliklerde
arıyordum acaba seni bulurmuyum diye
Biliyormusun sevdiğim neye benziyor yaptığım
Bir buz parçasına adını nakşetmeye benzer
Ne kadar mantıklı ve anlamlı bende bilmiyorum çünkü her yazdığım harf diğer bir harfi yazana kadar siliniyor sona gittiğimde ise hiçbir şey kalmıyordu geride .
Kısır bir döngü halini almıştı. bütün uğraşlar çabalar boşa gidiyor ben se hala vazgeçmeden
devam ediyordum. Çok anlamsız dimi! Ama artık ben anlam arayışında değildim Belki de yaptığım o en anlamsız şeyler benim için anlamlı olacak bir günün temelini atıyor ve belkide soğuyan yüreğime bir cemre gibi düşüyordun.
E