Adem'den gelen toprak bedenimde,
Duygular yoğrulmuş her bir zerremde,
Sevda sularıyla sulanmış bir gönül bahçem vardı.
Güller açacak, dallar meyve verecekti,
Ama sen girdin hayatıma, baharım soldu, be gülüm!
Bazen sevecen, bazen bir tebessüm yüzümde,
Her güzelliğe hayran bakardım ben her demde.
Gökkuşağı gibi hayallerim vardı,
Mutlu yarınlarda sevinç dolu bir ömrüm olacaktı.
Aşk kalbimde, umut damarlarımda dolaşıyordu.
Oysa bu gönül bir çiçek bahçesi gibiydi.
Nasıl ki hayatıma girdin, hayallerimi de soldurdun, be gülüm!
Her sözün zehir gibi yaktı kalbimi,
Ne doğduğuma ne yaşadığıma sevinemedim.
Her gün Allah'ımdan hayırlı bir ölüm diledim.
Ne sevgi bıraktın ne de bir duygu,
Aşka olan inancımı paramparça ettin, be gülüm!
Kaç kez boynuma taktım ilmeği sessizce,
Vebalinden çok korktum, taşıyamam bu yükü dedim sessizce.
İnancım engel oldu bana,
Ne senden vazgeçebildim ne de yaşamaktan, emanete ihanet olur dedim.
Saç sakalım ak bürünse de, Allah'ım dan bir nur diledim, yine sitem etmedim.
Yaşamadan ömrümü de soldurdun, be gülüm!
İmtihan acılarla yoğrulmaksa, tatmadığım acı kalmadı.
Acılarla arkadaş oldum, derttaş oldum, yoldaş oldum.
Sükutumla yetindim, her acıya tebessüm ettim.
Tebessümü de bana çok gördün, be gülüm!
Elbet her güne bir güneş doğar,
Kimine umut, kimine mutluluk, kimine hüzün, kimine hayat, kimine veda... Kulun akıbeti bilinmez.
Yazı haktan, kul kaderini yaşar iken, yaşamayı da bana çok gördün, be gülüm!
©hasanbey.
H