Adem'den gelen toprakla yoğrulmuş bedenim, Duygularla dolu her bir zerrem, Sevgiyle sulanmış bir gönül bahçem vardı, Seninle açacaktım her bir dal, her bir yaprağım.
Gülüşün güneş gibiydi, umutlarım gökkuşağı, Sevinç damarlarımda dolaşıyordu, Hayallerim vardı, yarınlara dair, Ama sen geldin, hepsini soldurdun, be gülüm!
Bazen sevecen, bazen soğuktun, Bir tebessüm, bir hüzün yüzünde, Güzelliğe hayrandım, seni görünce, Yaratana hayranlıkla bakardım.
Her sözün bir hançer gibi saplandı kalbime, Zehirden daha acıydı her kelimen, Ne doğduğuma pişman oldum, ne yaşadığıma, Hayattan soğudum, her gün ölüm diledim.
Sevgiyi yok ettin kalbimde, İnancımı sarstın, umutlarımı çaldın, Yaşarken öldürdün beni, be gülüm!
Ölümü düşündüm, son bulmak istedim, Ama inancım izin vermedi, Vebalından korktum, taşıyamadım bu yükü, Senden vazgeçemedim, yaşamaktan da kopamadım.
Saçlarım ağardı, yüzüm soldu, Ama yine de Allah'tan nur diledim, Sitem etmedim kaderime, Yaşamadan ömrümü yitirmiş gibiydim, be gülüm!
Sınavdı bu belki, acılarla dolu, Yuttum her acıyı, yoldaş oldum dertlerle, Sükunetimle yetindim, her şeye tebessüm ettim, Ama sen tebessümü bile çok gördün bana, be gülüm!
Doğar her gün güneş, kime umut, kime hüzün, Herkesin kaderi farklı, kulun akıbeti meçhul, Yazgımı yaşıyorum, elimden geleni yapıyorum, Yaşamayı bile çok gördün bana, be gülüm!
Ah be gülüm, ne yaptın bana? Yok ettin sevgiyi, umudu, yarınları, Geriye kaldı sadece solmuş bir çiçek, Bir hüzünlü şarkı, bir yorgun yürek...
©hasanbey.
H