Beni bu buhranın ardına gizle.
Taş göğsüne yapış dünyanın
Ar damarı çatladı mı zührenin
nihâyet bir gün yalnızsan,
beni izle...
Pencere kenarında kahven soğursa,
unut beni.
Tel örgüsüne takılırsan kalbinin,
Sakın suda sektirme sabır taşını
Yalvar zehrine bir gün.
nihâyet kitabının arasında kurut beni...
Olurda gündüz avlanırsa,
Masumiyetin sâfi beyazını koru.
Arasındaki güneşiyse avcunda sakla.
Hicabından örtme dünyanı.
Olurda kopmak isterse çiçek,
nihâyet ona yalnızlığın âyetini oku...
Sen öksüz bir askersen,
sakın ağlama.
Toprağa sarıl,
Yağmurda kokan ellerini öp.
Gaibten sesler duyarsan,
Korkma.
Gökyüzünü düşle
nihâyet gizlerini saçlarına göm...
Sıkışırsa kafesindeki kuş,
Ve bir elin sıcaklığını istersen elin
Bir yudum gece iç, uykuya dal.
Sonedaysa tuzlu kiremit
Alttan al, kızma
Gül al.
Her gün gönül al.
Ama tanımadığından dolunay alma.
nihâyet bakma öyle selvi.
cânâne yüreğidir,
dayanmaz...
©aspidistra
A