Dilinde tatlı söz,elinde imkân
Namazdan namaza koşar Soner Bey.
Ahiret güyâdır,dünyaysa mekân.
Nefsine kul gibi yaşar Soner Bey.
Makamını vermez,el etek öper.
Mevkisi mühimdir,adeta tapar.
Menfaat denince köşeden sapar.
Ödenek geldikçe coşar Soner Bey.
Tatlı tatlı konuşup uyutur seni.
Bazen de ikna için kullanır dini.
Ne yapar ne eder kurtarır günü.
Arasıra kıbleden şaşar Soner Bey.
Karışmaz birşeye,gelmez işine.
Sokar da kürdanı,köpek dişine.
Maddi kazançların düşer peşine.
Engelleri cambazca aşar Soner Bey.
Tutar da bırakmaz,hırsı kolundan.
Bellidir çizgisi,dönmez yolundan.
Doğruyu gösteren Allah kulundan.
Nasihat istemez,şişer Soner Bey.
Başına gelmiştir musibet amma.
Damarına yapılmış kısmi bir yama.
Aldığı ders var mı vallah muamma.
Dört katlı sarayı döşer Soner Bey.
Yirmi küsur yıldır koltuk sahibi.
Osmanlı'da olsa Hünkar naibi.
Küçük dağın sahibi,bir Karun gibi.
Akçe için imânı boşar Soner Bey
Ecelden habersiz sürer bir sefa.
Zehir gibi çalışır o kurnaz kafa.
Bilmez ki yolculuk sonunda cefa.
Tavuk gibi toprağı eşer Soner Bey.
Ortam dalkavuğu,sohbet dansözü.
Renkten renge döner o pişkin yüzü
Hele bir de alınca mecliste sözü.
Kabına sığmaz da taşar Soner Bey.
Yazdığım bu şiir,sanmayın masal.
Devlet vermiş yetkiyi bilin ki yasal.
Bir parmağı kaymak diğerinde bal.
Ağalarda yok keyfi,yaşar Soner Bey.
©ibn-ulvakt
M