Bir şato kapısı önünde duruyorum,
Ahşaptan, ama çokça sert,
Kaygılarımla boğuşuyorum,
Ancak çok güçlüdür bu başımdaki dert.
Keşke bende dinlesem bir müzik,
Unutsam aklımdaki düşünceleri.
Gizlense kusurlarım, olsam tam senlik,
Ancak imkansızdır, bunlar sadece Don Kişot'un hayalleri.
Ne neşe kaldı, ne huzur,
Düşüncelerim aklımda döner durur,
Riskler ve olasılıklar kafamdaki bir kunduzdur,
Neden benim ruhum acıya bu kadar duyarlı olur?
Ah be akbabam, yine kaldık sen ve ben.
O koca siyah kanatların, çırpınır gökyüzünde.
Benim ağzım, konuşur icindeki özgürlük isteğiyle,
Ama sözlerim, etkisizdir bu evrende.
Kaygılarım, beni boğazımdan tutuyor,
Yavaşça yere düşen aileler, kurtuluş için çırpınıyor.
Anneler çocuklarını, babalar eşlerini korumak için canlı kalkan oluyor,
Bu katliam, zihnimde bir türlü bitmiyor.
Kendime uzak hissederim bu aralar,
Nedir içimdeki, nedir bu hisler?
Güzel günler yoktur bu haftalar,
Eski zamanlarda, hiç yoktu içimde keder.
Oldum şuan bir palavra, bir kalpazan,
Artık kalmadı içimde bir umut doğuran.
Neler yaşadım onu bile saymam,
Bendim o hiçbir şey yaşamadan çok şey yaşayan.
Kim öldü yalandan?
Zaten hepsi tek hayatta kalan
©vult.atlas
V