Gökten bir yaprak düşer elma gibi omzuna
Ve anlarsın kelime hece neden anlamsız
Dokununca ruhuna uzaklardan bir beste
Anlarsın ki anlamak anlamamak zamansız
Zamanı durduran bu ruhumu çalan beste
Gerçi ruhumu derim fakat o benim midir
Ruhumu bende çalan bir beste var aheste
Hayat gibi ritimle gider tenden kafeste
Tek dileğim var desem varır mı divanına
Gel ummana dal desem dalar mı ummanına
Denizlerde sarhoşlar nehirlerde bihuşlar
İsimler yansıtırlar insanlar ve de kuşlar
Şimdi dönüp kendine bakmalısın ey insan
Zaman seni kendinden nereye getiriyor
Kendinden mi yoksa kendine mi getiriyor
Sahiden getiriyor belki de götürüyor
Peki susmak sence de çok gürültülü şey mi
Kalabalık içinde susmak tek bi’ çare mi
Peki nahoş sandığın içinde neler gizler
Senin içinde kalan birtakım tuhaf izler
Yalan sanma bu ömür akıp gidiyor evet
Bu ömür geçtiğinde bekliyor seni ebet
Ben kimim diye sorsan bağırırlar sana da
Söylerler kimsin diye susarsan da nihayet
Bu söylenen söz şiir değil amma şiirdir
Bu gizlendiğin şehir şehir değil sihirdir
Belki de ilaç sanıp yuttukların zehirdir
Belki de damla sanıp gittiklerin nehirdir
Zahire aldandığın bu dünya kandırmasın
Yanan yüreğini de bu ömür yandırmasın
“Arif anı seyreyler” ne ince bir gümüştür
“Dil kalbin aynasıdır” gerisi görünüştür
Şiir akıp gider de sonsuza kadar gider
Bizim arkamızda da bu sözler bakıp gider
Sonsuzluk bestesinde sonsuz bir parça çalar
Sonsuzluk ikliminde sonsuz renkler fırçalar
©veliemre
V