Duygular değişir hemde her zaman, maksat, duyguyu içinde gerçek zamanlı yaşamaktır.
Hayat sana sunulan bir gizem, ne kadar ileri gidebilirsin ki? Gerçi benim için; Hayat devam ettiği sürece, zamanın bir anlamı olduğu sürece bitmek bilmeyen bir serüven.
Araya bazen mesafeler girer ya sanki, hiç birleşmeyecek kadar açılır ya; fani olan insan hatırlamaz mı bir gün yok olup gideceğini? sadece sevenlerinin duvarında bir portreden ibaret olacağını.
nefes aldığın sürece, damarlarında taze kan akmaya devam ettiği sürece, sana verilmiş olan hayat akıp gittiği sürece nedir bu savurganlık? hayatım boyunca sana vaad edilmiş belki de sadece sana açılan kapılara adım bile atmadın ah ne yazık sana! daha ne kadar alçalabilirsin?
ölekten korkar ya insan; zaten bir gün kapanacak kapılar diye salar ya kendini. işte ben onlardan. Değilim ölmekten zayıflar korkar güçlüler onu kullanır.
herkes taç kimdeyse onu kral sanır ya işte ben onlardan değilim. sahte krallar sahte tacın altına sığınır gerçek hükümdar istediğini alandır!
işte ben oyum tek gerçekte tek gerçek için çabalayan. herkes aydınlık yolu seçti sonu mutlak karanlık, bense karanlıktan mutlaka yanıma geçen.
insanı şekillendiren Duygu, azim inanç, değil mi zaten. nereye taş olur ki insan. nediye kabullenmez ki içini? en yaşlısı izi kalmamış medeniyetlerden daha yaşlı değil mi? beden sessizce yok olur gider yaptıkların gelecek asıllara kılavuz olmadıktan sonra neye yarar? ne kadar mı sessiz bu yok oluş;
taze Kara düşen tüylerin sesi kadar.
siz zevkuruna kendinize heba ettiniz, bense Yıldız olmayan ovada tek başına parlayan çiçek. bense karanlıkta kaderini yazan bir kimse. canın kıymeti ancak onu verirken anlaşılır ya. bir ömre neler sor sen sense kendini yine heba ettin.
öteki dünyada Kara cerahat yıkılan Gök kubbeyi doldururken solup gitti.
ama ben silinmeyi reddediyorum!
©avukatşaai
A