Kapıyı kapatıyorum,
Ne gelen var ne de giden,
Bundan sonra da olmaz,
Olsa da ben açmam zaten.
Ah şu virgüller,
Hayatımdan hiç gitmezler.
Bir noktaya hasrettim,
İzin vermiyor mesafeler.
Virgül dolu her yer,
Tamamlanmamış hikayeler,
Romanını bitirmeden ölmüş,
Bir yazar yatıyor içimde,
Yaşanmadan ölen duygular gibi.
Ah şu virgüller,
Her birine takılıp düşmekten yoruldum.
Noktaya ulaşmak için aldığım yaralar,
Bir nebze soluklandığım satır araları,
Hepsinin sonu bir soru işareti miydi?
Ah şu virgüller,
Hiçbir suçları yok aslında,
Uzatmaktan başka mesafeyi,
Ayırmaktan başka olayları,
Asıl yorgunluk cevabı olmayan,
Soru işaretlerinde saklı.
Ah şu soru işaretleri,
Saymadım kaç tane,
Boş bırakılmış sınav sorusu gibi,
Yanlış getirmese de
Doğru da getirmiyor.
Hiç bitmiyor,orada kalıyor.
Ah şu soru işaretleri,
Ünlemden bile beterler.
Ünlem cümleye son noktayı koyar.
Her ne kadar kötü olsa da sonu,
Bitmiş, kapanmış bir konudur.
Ah şu soru işaretleri,
Hiçbir suçları yok aslında,
Soruyu soranlar da,
Cevapsız bırakanlar da,
Hep özneler,onlar yalnızca,
Görevini yapıyor dikilerek,
Kapıkulu gibi cümlenin sonuna.
Sorular yine yanıtsız kaldı,
Soru işaretleri ise yorgun.
Kapıyı kapatıyorum umutsuzca,
Yanıtları beklemek boşuna,
Soru işaretleri için bir mola,
Sonsuza dek satır aralarında...
©kendineait
K