Kırıldı tüm aynalar ve elimdeki bardak çatlak. Nazardan değil , kendime azarımdan. Seni daha fazla nasıl sevebilirim telâşımdan. Talaşlarımı yaktım. Çekingenliğim kasıp kavuruyor şimdi. Ha düştüm ha düşeceğim kuyuna. Suyuna gideyim de olur boğulsam da. Bozguna uğradı etrafıma ördüğüm sur ve gelişinle kuvvetli bir nefes bıraktı İsrafil Sûr’a. Atabeylerim eyâletlerimin hayâleti. Senindir fâni bedenimin eti kemiği. Sana yetişebilmek için yalın ayak yürüdüm güneşin erittiği asfaltta.
Hissetmiyorum acımı, etkin narkozdan beter. Şahadet getirir en çıkmaz kirlerim sana âşık olduğumu bilseler. Perdeleri çek güneşe, bırak doktor girmesin ben iyileştiririm yaralarını. Dikiş tutmaz sevdâm ama kaynatır alyuvarlarını. Şimdi beni al yuvarla bir dağın eteğine. Zil takarım çingenelerin edepsiz gülüşlerine. Ben zıt kutbunum senin , çek beni kendine. Dezenfekte et ellerini , ameliyathane hazır. Al neşteri ve kendini bulmak üzere yüreğimi didikle.
Sahranda yün kazak giymişim sanki , bu nasıl ter. Buna rağmen ellerim Antarktika’ya değer. Pamuk şeker gibisin , kocaman bir ısırık alsam bile dilimde milimsin. Aklımda bir manşet , ‘sen benimsin’. Solumdan değil , tedâvülden kalktım bu sabah. Sözlüklere sözlüğüm şimdi. Bir seni yazdım sayfalarıma , bir sana virgül , bir sana dâima. Telif hakkın benim , paylaşanı ezerim. Bakma nâifliğime , sana el sürene beterim , eterim.
Aç ayılar bile oynuyor , hayret. Tilki kurnazlığından , karga leşinden vazgeçti. Sırtlanlar sırtladı kuşların cilvelerini ve bir kaplumbağa beşinci tavşanı geçti. İn cin bıraktı topunu. Topumuz sana hayranız şimdi. Vazgeçmiyorum, vaaz geçiyorum. İyi dinle kalemimi. Boğazım düğüm yutmuş. Sabrım dilek tutmuş. Ezânda edilen duâlar kabûl olurmuş. Yum gözünü , özüne fısılda ; ‘aziz Allah , onu bana bağışla’.
Ö