Seyyahım ben, denizlerce gezen,
Şahit olurum, içimde bin bir külfet boğulur.
Dumanı bacasında bir evin camında eriyen,
Bir kendimi bilirim, o halim hep soğuk, hep buzdur.
Güneşin saflığıma renk kattığı vakitlerde,
Hem Akdeniz, Karadeniz’den,
Bigâne rüzgarın beni savurduğu yerlerde,
Hangi gönüllere akarım bilmem.
Bir terennümde can bulur,
Bu dalgalarımdaki şehvet.
Arşlara aksisedam pir vurur,
Yeniden çöker içime mihnet.
Duruluğun umuduna mutmain olurum,
Ah, bu vehimler bitap düşürür beni!
Kendim olmaya hasret kalırım,
Bu emareler, ruhumun izmihlâli...
Kâinat tahakkukuma itimat eder,
Bu asi benliğim, temize çeker her yanı.
Maviye bürünürüm ama nafile, gelir keder,
Harcanırken beyhude şeylere, getiririm karanlığı.
Derin mülahazalar sarar afakımı,
Bu elzemliğim beni benden alır.
Kâh olurum müphem bir çağıltı,
Kâh akseder rengime muhtelif bir kahır.
Cihanla birdir kemalim,
Sair yandan, tarih saklı saydamlığımda.
Beşerin adeta kendisiyim,
İntizamım beher vakayı koyar yoluna.
Mahzun kalplerin tümleyeni olurum,
Kurumuş boğazın devasıyım her an.
Şairane tazeliğimle var olurum,
Azade gezerim ummanlara dek varan.
Bu gezegen dönerken,kendisini hep sardım,
Varlığımı telsim ettim, asırlardır varlığına.
Kaç türlü cefaya aşina oldum, semayla harmanlandım,
Yolculuğum son bulmaz asla, bir damla bile kalmışsa.
U. printer
'15 yaşımdan kalanlar'
U