Boğaz’ın derin sularında çalkalanır tarih,
Sulara düşer bir gölge, koca İstanbul,
Çelik iradeyle, akıl ve şehadet yolunda,
Fatih Sultan Mehmet, bir devri kapar, bir devri açar.
Kudretli ordusunun önünde sarsılır surlar,
Körfez zincirlere vurulsa da nafile,
Zira karanlık gecelerde gemiler yol alır,
Sultan Fatih’in dehası gökleri yırtar.
“Onlar boğazı zincirleyecek kadar zekiyse,
Biz de gemileri karadan yürütecek kadar deliyiz!”
Bu sözler tarihin kalbine kazınır,
Ve Fatih’in aklında bir zafer yeşerir.
Top sesleriyle uyanır İstanbul sabaha,
Ayasofya’ya doğru süzülür zafer sancakları,
Her taşında, her köşesinde bir mühür,
Fatih’in adıyla yeniden inşa olur şehir.
İstanbul’un alınmaz sanılan surları,
Fatih’in zekası ve imanıyla çözülür,
Her bir adımında tarihin izleri,
Her bir adımda zaferin muştusu saklı.
Ey cihanın gözü, ey İstanbul,
Fatih’in ellerinde sana kavuştu,
O büyük sultan, bir devri efsane yaptı,
Yedi tepeye kendi mührünü bastı.
Şahin bakışlarıyla ufka yöneldi,
Küçük bir fidan iken, büyük bir çınar oldu,
Devletin gölgesi altına cihana huzur sundu,
Adaletiyle, irfanıyla, milletine kucak açtı.
Topkapı’da gün doğarken,
Fatih’in duaları gökyüzüne yükselir,
Zaferin ardından secdeye kapanır,
Şükran dolu kalbiyle Hakk’a niyaz eder.
O ki genç yaşında devleti büyüttü,
Bilge sultan, alimlerin dizinin dibinde,
Yüreklerde adaletin sancağını yükseltti,
Ve cihana sultanlık nedir öğretti.
Gemiler karadan yürür,
Zincirler kırılır, surlar yıkılır,
Sultan Fatih’in aşkı ve inancı,
Kalplerin en derin köşesinde yankılanır.
Ey Fatih Sultan, kalplerde taht kurmuş,
Sana yazılan destanlar dillerde, gönüllerde,
Her adımında, her sözünde bir hikmet saklı,
Adını cihana altın harflerle kazıdın.
Ve seninle birlikte, bir devrin sonu gelir,
Ama adın, sonsuzluğun kapısında yankılanır,
Sen ki tarihin altın sayfalarına mühürsün,
Fatih Sultan Mehmet, cihanın sultanı, İstanbul’un fatihi.
©hasanbey.
H