Gözyaşlarıyla sulanmış bir sürgün yürek,
Sessiz çığlıklarla dolu bu yabancı beden.
Dilinde yabancı, ruhunda bir sancı,
Kırık kanatlarla uçmaya çalışan bir kuş gibi.
Acıların ağırlığı çökmüş omuzlarıma,
Hasretin yakıcı ateşi yüreğimi sarmış.
Gurbetin soğuk yalnızlığı içimi kemirirken,
Sevdiklerimden, vatanımdan uzakta kalmak acının koresidir.
Gecenin derin karanlığında yalnızlıkla boğuşurum,
Geceyarısının sessizliğinde çınlayan özlem dolu figan.
Uykusuz gecelerde sığınırım hayal dünyama,
Rüyalarımda özgürlüğümün kokusunu ararım.
Her an her saniye özgürlüğü arzularım,
Kanatlanıp uçmak, vatan toprağının kokusunu içime çekmek isterim.
Ama zincirlerin halkaları acı ile keser bedenimi,
Sürgünlük kafesinde hapsolmuş bir kuş gibi çırpınır dururum.
Gözlerimde yaşlar, yüreğimde derin bir yara,
Gel geçmiş günlerin hatıraları acıyla dolu.
Ruhum dualarla çaresizce doğru yön arar,
Bir gün vatanıma kavuşabilmeyi yalvarır, içten içe ağlarım.
Belki bir gün gelecek özgürlüğün kavuşacağım,
Döneceğim vatanıma, kucaklayacağım sevdiklerimi yeniden.
O güne kadar sabredeceğim, umudumu diri tutacağım,
Sürgünlüğün acısını hissederek, vatan sevgisiyle yanan bir yürek olacağım.
Bir gün güneş doğacak yeniden üzerime,
Özgürlüğümün şarkılarını söyleyecek, sevinçten havalara uçacağım.
O zamana kadar direneceğim, yılmayacağım,
Sürgünlük acısıyla inatlaşacak, vatan sevgisiyle ayakta kalacağım.
©hasanbey.
H