O

tanrıçanın yanlışı

Ey güzelliğin, gençliğin ve mutluluğun tanrıçası
Benden uzaklarda hükmediyorsun dünyalara
Ancak o keskin zekan hep doğru tartmıyor
Bende ağlarım demişsin bir köşelerde saklı
Bende bilirim yüreğe yük olan kederleri
Oysa senin gözyaşların baharın ılık yağmuru
Sonrasında ışıldayan gülüşün bir gökkuşağıdır
Dağlardan eriyip gelen öbek öbek karlar gibi
Akar gider içinden tutunamayan acılar bir bir
Sonrasında taşar pınarların sevincin sularıyla
gözünden damlayan her damla bereket olur
Renk renk çiçekler açtırır verimli topraklarında
Senin yanlışın içine düştüğün yumuşak kucaktır
Bakarda göremezsin karanlığın içinde olanları
Ağlamak bir hediyedir senin gibilere, göklerden
Ağlama isteğidir o sonsuz arafın lanetli adı
Bulutlar esir tutar güneşi bir damlacık vermez ya
Sonsuz bir yaz öğleden sonrası boğucu bir hava
Alınlarda ter damlaları, eller silmeye takatsiz
Hep bu olur yaşadığı elemin pençesine düşenin
Boğazına yapışmış aman vermeyen bir el
Ne son kez sıkar var gücüyle kurtuluş olur
Ne çekilip gider, yutkunmaya fırsat bırakır
Hiç gelmeyen müjdeli bir haberdir ölüm onlara
Eskilerden dinlenmiş bir masaldır yaşamak
Yıllar boyu nefes alır verirde, hiç farkına varmaz
Mecburiyet değirmeninde öğütür günlerini
Boğazından geçen lokmanın tadını ayrımsamaz
Bir gün son kez verdimi nefesini sessizce
Göçüp gider üzerinde tutunamadığı dünyadan
Şans eseri birileri haberdar olursa ölümünden
Öldü de kurtuldu deyiverir de sıyrılır işin içinden
©opapa