H

Taş ve Göz Kapağı 1

Gecenin karanlığı koyu bir maya gibi artarak göğüs boşluğumda kalbimi basıyor.
Koltuğumda utancın ağırlığı beni derinlere kadar mıhladı.
Hiçbir şey söylemeye hakkım yoktu.
İsterse gelmezdi.
İstedi, gelmedi.
Bekledim, sanki henüz fırından çıkma cevizli bir kek gibi sıcacık duygularla.
Çünkü bazen hissederek beklersin.
Beklemek konusu uzun ve değerli diye düşünmüştüm.
Ki bekleyen, gelmeyen kadar vazgeçer.
Şiirler dizilmişti ve duygulu müzikler ardı ardına çalınmaya hazırdı halbuki. 
Sabahın ayazı sıcak havayı öyle yaşanılır kılıyordu ki, her zamanki gibi normal bir sabahtı.
Sahilin en berrak manzarasında, denize doğru dönmüş kocaman kapıyı henüz kimse fark etmemişti.
Aslında o kadar büyüktü ki kesinlikle bu dünyaya ait olamazdı.
Etrafa yeşil, mavi ışıklar yayıyordu.
İçinde sonsuz bir karanlık vardı ama bembeyaz parlayan bir karanlık. 
Gecenin göz kapağını zorluyorum.
Uyumamak ile yaşayamadıklarımın öcünü alıyorum.
Evet utanıyorum ama şiirler parça parça düşsün istemiyorum.
Onlara da belli etmiyorum nasıl üzüldüğümü.
Tek tek pamukları tutar gibi tutuyorum şiirleri dilimle ses ses, hece hece büyütüyorum.
Şiirler hak ettiklerini alıyorlar mı bilmiyorum ama kalbimin yanından geçiyorlar hemen. Duyamıyorsun ne yazık.
Şarkılar boşa çalmasın diye senin gözlerinle dinliyor, senin kulaklarınla görüyorum sözlerini... 
 
©hayyam07