İnsan, dert düştüğünde önce çabalar,
Kendi kendine kurtulmaya uğraşır, nafiledir çabası.
Başarısızlık vurgun vurur, yardım ister,
Padişahlara yalvarır, rütbe sahiplerine gider.
Zenginlere koşar, hal sahiplerine,
Dua ve himmet dilenir, çare arar her yerde.
Hasta ise doktora, şifa arar,
Bunlarla da kurtulamazsa, Allah'a döner.Kendi işini yapabilseydi, halka dönmezdi,
Halkta bitirebilseydi, Hak'ka dönmezdi.
Arzusu geç kalır bu sefer,
Başka yeri kalmaz, yalvarmaya başlar.
Dua eder, sena eder, ihtiyaçlarını sayar,
Reddedilme korkusu ve ümit bir arada yaşar.
Dua ve niyazın işe yaramadığını düşünür,
Her şeyi bırakır, saf ve temiz bir şekilde bekler.
Kader-i ilahi tecelli eder, olması gereken olur,
Her şeyde Allah'ın kudretini ve kuvvetini anlar.
Hareket, sükun, her şey ondan gelir,
Hayır, şer, iyilik, kötülük, hepsi Hak'tan.
Bu halleri görür ve süt anasının elindeki çocuk gibi olur,
Yıkayıcı elindeki meyyite benzer, kendinden bihaber.
Bir top gibi sağa sola yuvarlanır,
Bukalemun gibi renkten renge geçer.
Ne kendisi için, ne de başkası için bir şey yapmaz,
Hakk'ın işinden başka bir şey görmez.
Gözü O'nu görür, kulağı O'nu işitir,
Başka şey görse veya işitse, O'nun için görür veya O'nun için işitir.
O'nun nimeti ile beslenir ve O'na yakın olmakla ferahlar,
Bu halle güzelleşir, hoş olur ve sakinleşir.
Her halde Hak'la mutmain olur,
O'nun sözü ile ünsiyet peyda eder.
O'ndan başka her şeyden çekinir ve hoşlanmaz,
Daima O'nun zikrine koşar ve öylece kalmak ister.
Bu halde kendinde yükseklik duyar,
Kuvvetini Hak'tan alır ve O'na tevekkül eder.
Yolunu O'nun marifet nuru ile bulur,
Onunla giyer ve kuşanır.
Böylece Hak'kın çeşitli ilimlerini öğrenir,
O'nun kudreti ile şereflenir, O'ndan işitir.
O'na yaklaşır, dua eder, hamd eder ve öylece kalır.
©hasanbey.
H