Dağa varınca vurdu dizini yere,
Çekti sadağından ince bir temre,
Gerdi azim yayını iyice,
Saldı düşman üstüne.
Bir ah işitildi derince,
Ok yiyen yere serilince,
Aldı yerini yeni bir kefere.
Çekti sadağından yeni bir temre,
Saldı vızıldatarak ileriye,
Bir ah işitilince.
Kahr oldu şövalye bu hali görünce.
Aldı battal kılıçı eline,
Tuttu kabzasından iki eliyle,
Atıldı deli tay gibi ileriye.
Hızlıca koşturdu sipere,
Kükredi birden bire,
'Er isen gel beriye!'
Ses seda gelmeyince,
Bir küfür savurdu hiddetle.
Had bildirmek gerek idi bu edepsize,
Doğruldu ihtiyar gerisince.
Baktı öz çelik pusat belinde,
Çekti sıyırdı haşince.
Kavis çizdi kılınç gökte.
Şövalye şaşırdı birden bire,
Karşısında er diye,
Yaşlı kadını görünce,
Haykırdı avazı yettiğince.
Diş sıktı yaşlı nene.
Keferenin hırladığını görünce,
Kükredi birden sertçe,
'Bre kafir davran!' deyince.
Hırlamayı bıraktı şövalye,
Sesi işintince geldi kendine.
Savurdu kılıncın neneye,
Nene yarım hare çizince,
Öz pusatı indiriverdi kefereye.
Oluk oluk kan döküldüğünde,
Şövalyenin cansız bedeni düştü yere.
Anlar mı aceba kefere
Türk'ün anasına karşı gelinmeyeceğini.
©
K