I

TUT

Yalnız güllerin arasından yürüdüler yürüdüler
Kara tiren güçsüz şekilde ilerliyor şark'a doğru
Ak-beyaz çivit rengi sokaklarında çiçek satan, çiçekçi Suna
Pera'da öğle vakti sular ısınmış, beyazımsı sulu çiçekler gibi
Isınıp ısınıp, güler yüzle, şen insan sen insan
Nerde ne varsa yürüdüler yürüdüler şark'a doğru.
İnce ince bacakları vardı, beyaz parmakları vardı
Deniz tuzu gibi ağır geliyordu sarı kayalardan
Hem sana ne demeliyim güleryüzlü ispinoz balığı
Sana ne dememi istersin, güneşe anlat tut
Tut ki denizleri, tutsağı olma hayalin
Sevgi, sevgiler azalıyor, artan şey sadece
Vaktiyle ölüm.
Hayat bilgisi umulmadık saatlerin dışında
Cariyeler bakılacaksa uzaktan bakılmalı
Tatlı tatlı sımsıcak elleri, kırmızı dudakları
Çileğin çilek oluşundan kiraza benzer dudakları
Kara kalemle çizilmiş gözleri elâ parlak
Parlak, simsiyah kaşların önünden kalkar
Bir rakı kadehi, savrulur ekinlerin yanığı.
Seni soruyor durmadan, durmadan seni bana soruyor
Habersiz gelmiş çatmış kayalıklardan
Güneş saatini bulabilirse, güneş saatini
Tut ki bir yağmur, tut ki bir öpücük
Birbirini değmesi kanlarımız öpüşürse eğer
Kızlığın durup dururken, bir oğlanın dimağ'ında
Yeryüzünün apayri gecesinde gizli gizli
Birdenbire sevişmeliyiz.
Tut ki bir yağmur bizi arındırır o güzel kiraz
Hoşnut günlerin arasında kaybolurken
Arar durur bizi o eşsiz saatlerin ortasında.
©ikinciyeni