Kıyısındayım bir uçurumun,
Gözlüğümü evde unutmuşum.
Karşımdakiler birbirini okşayan iki ağaç mı,
Yoksa elleri kenetlenmiş iki insan mı?
Anlayamıyorum.
O uçurumun kıyısında, geçmişi hatırlıyorum.
Hayatım kendini bir filme evirirken,
Bazı sahneleri gerçek sanıyorum.
Aslına bakarsan ben,
Geçmiş, geçmiş mi, bilmiyorum.
Emin olamıyorum.
Tutarken ellerimi
Bu ölüm denen boşluk mu daha çekici,
Yoksa sen mi?
Hanginizin daha güzel olduğuna,
Beş derece miyobumla karar vermek gerçekten adil mi?
Bir adım atıyorum o boşluğa.
Sonra dudaklarını hissediyorum dudaklarımda.
Zamana küseli çok oluyor ama,
Dokunmamış belli ki bıraktığın izlere, yaralara.
Sessizce teşekkür ediyorum.
İçimden üçe kadar sayıyorum.
Sadece ölümü, soğuğu düşünüyorum.
Korktuğum başıma geliyor sonra.
Üçten önce sen düşüyorsun aklıma.
Vazgeçiyorum.
Bilmiyorum, kaçıncı defa.
Bir ses doluyor kulağıma,
Tam baştan saymaya hazırlanırken.
"Ölmek," diyor fısıldayarak,
"O kadar kolay mı?"
Cevaplıyorum sesi, gerçek mi, hayal mi, bilmeden
"Değil mi?
Atacağım bir adım yetmez mi?"
Ses karşılıksız bırakıyor beni,
Dakikalarca, saniyelerce.
"O da ikna oldu." diyorum, tekrar hazırlanıyorum.
Bana nispet yapar gibi yine, "Ölmek," diyor aynı ses,
"İşleri düzeltir mi?"
Düzeltilmesi gereken işten bile, bihaberim oysa ki.
Neden buradayım,
Anlayamıyorum bir an.
Kulağımdaki ses diyorum,
Doğruyu söylüyor sanki.
Alıyorum karşıma hayat denen illeti.
Haykırıyorum suratına,
Ona değil de, kendime anlatırcasına.
"Sen her şeye değersin ama,
Ölmeye asla!"
©htstellar
H