Uhud'un çığlığı kulağımızda,
Hendek'in korkusu bağrımızda.
Münafıkların fısıltısı beynimizde,
Efendimizin sesi yankılanır ruhumuzda.
Neredeydik biz o günlerde?
Kaçanlardan mıydık, savaşanlardan mı?
Cesaret mi gösterdik, yoksa korkaklık mı?
İman mı taşıdık kalbimizde, yoksa nifak mı?
Hudeybiye'de umut ışığı,
Mekke'ye doğru uzanan bir yığı.
İnançla mı yürüdük o yolda,
Yoksa tereddüt mü sarmıştı benliğimizi?
Tebük'te sınav zordu ve çetin,
Fedakarlık mıydı beklenen bizden?
Varımızı yoğumuzu ortaya koyduk mu,
Yoksa malımız mı kandırdı bizi?
İfk'ın kara bulutu çöktü üzerimize,
Efendimizin hanesine saldırdı fesat.
Dilimize mi sahip çıktık o zor zamanda,
Yoksa iftiralara mı ortak olduk?
Hicret miydi kurtuluşumuz,
Yoksa konfor mu esaret etti bizi?
Dünyevi menfaatler mi tuttu bizi geride,
Yoksa imanın nuru mu aydınlattı yolumuzu?
Bilmiyoruz gelecekte nasıl anılacağımızı,
Ama biliyoruz ki her an bir sınavdayız.
Uhud'dan Hudeybiye'ye, Tebük'ten İfk'a,
Her adımda imanımızı sorgulamalıyız.
Cesur olmalıyız, fedakar olmalıyız,
İmanımızı korumak için bedel ödemeye hazır olmalıyız.
Efendimizin izinden gitmeliyiz,
Onun ahlakıyla ahlaklanmalıyız.
Unutmayalım ki biz de birer kahraman olabiliriz,
Yeter ki inancımıza sadık kalalım ve mücadeleden yılmayalım.
Belki bir gün adımız da altın harflerle yazılır,
Belki bir gün biz de İslam tarihine adımızı yazdırırız.
©hasanbey.
H