I

umuduma gülerken

hayallerle kıvranmak hep yoruyor beni
karanlık labirentlerimde kayboluyorum habire
çaresizliğin her göz kırpınışında umuduma gülerken
Her uçurum kenarında yalnızlığıma tutundum
Misafirperver yüreğim sevdayı koyuverdi kapının önüne
beni de falakaya yatırdı değmeyecek aşklar için onu yorduğumdan ötürü
...
Açelyaları koklamak gibiydi belki sana ulaşmak
ancak hangi açıdan baksamda yokluğunu görünce hep yalınyürek kaçtım
bir tutam sevgimi hakkedecek bir avuç kimse kalmadı elde
uğruna döğüşeceğim bir sevgili dahi...
herşeye rağmen ova haline getirdim İşlenmiş dağlar kadar sevgimi lakin
kendini bilemeden sevgiye vurulan baltayı bileyenler utanırmı bilemem.
Tekdüzeliğe avaz avaz bağırmaktan sesim kısık
bezginlikler istifledim bağrım yanık
Sinemde ekili olan hüzünler buna tanık
Ne varki sen ile gübreli özlemler ise her duruşmada sanık
Birgün o karanlık labirentler eceliyle ölecek
Birgün yakasız mintanı giyince hayatım
Ve birgün ebediyen kıvranmak bana haram olacak
beni hasretle kucaklayınca toprağım
...
©illegal