B

Umutsuzluğun Çaresizliği

Umutsuz hislerinin mahkûmu olmuş bir genç kız var.
Kendinden çaresiz düşmüş, çöl sıcaklığında.
Ne zaman gözleri dolup da ağlayamasa,o göz yaşı bir yağmur damlası gibi içine işlermiş her zaman.
Bir an da kendini buzdan ateşin içinde bulurmuş,hem üşür hem de cayır cayır yanarmış.
Bir alev düşünün,yakıp kavurucu.
Onun da içi öyleydi,içi içini yakıyordu.
Yaşadığı umutsuzluğun çaresizliğinin soğukluğu tüm bedenini donduruyordu,hissizleştiriyordu onu.
Kurtulmaya ihtiyacı vardı,ama neyden?
Kendi umutsuzluğundan mı yoksa hislerini zehirleyen insanlardan mı?..
Kurtulmak için acı mı çekmesi gerekiyordu?
Belki de çölün ortasında yapayalnız kalan bir gül gibi mi hissetmeliydi kendini?
Bir uçurum kenarı mı ölümü getirir,yoksa her gün yaşadıkça biriken çaresiz öfke mi öldürür insanın bedenini?
Ölmek için illa ölmeyi mi beklemeli Ey Sevgili?..
©ruhumsiir